12 Haziran 2010

sürüklenmek




sürüklenip gitmek
geçmişin devam eden izlerinde
gözlerinin önünde
tadını ala ala
sürüklenip gitmek

gözlerinin derinliğinde
onun gerçekliğinde
içimi çeke çeke
saçının telinde
sürüklenip gitmek

bir denizin ortasında
bir gülüşün sıcaklıgında
merhabanın içtenliğinde
sensizliğin sabahına
sürüklenip gitmeyi

sen beni okurken
sen beni fark etmezken
uzaklaşmayı
sen bizi düşünürken
ben sana yakınlaşmayı
özledim..

yirmi dakikalıgına uzaklaşmayı
geri gelmemeyi
istedim...

11 Haziran 2010

Çöp içinden çıkan hayat


çöp..

adı ilyas, yaşı bilinmiyor. balık değil puluna bakarak sayalım..ağaç değil gövdesindeki halkaları sayalım.. yüzü bile gülmüyor ki dişlerini görüp ona göre sayalım..

"o günden" beri her sabah yaptığı gibi arabasını kattı önüne, insanlar ekmek teknesine yol alırken o ekmek teknesi ni önüne kattığı gibi, bir içim su olan şehrin sabah güzelliğinde kendisi için "yeni" çöp arayışına başlamıştı..ilk durağı her zaman ki gibi evlerinden iki yokuş ileride olan ilköğretim okulunun yanında ki konteynerlerdi..yıllardır buraya aynı saatte gelir ama işine yarar bir parça henüz bulamamıştı...

kısa bir sessizlik ve o ses

türküm, doğruyum, çalışkanım..

bu konuşmaları her gün duymuyordu ama her hafta aynı saatte duyuyor kimi zaman basına yetişiyor kimi zaman bitişine ama ne kızın sesiydi onu orda bekleten, nede hiç bir zaman içinde olamadığı üniformanın çekiciliği idi onu etkileyen..

içinden aynen su cümleyi geçirdi..ben de türküm,ben de doğruyum ben de her sabah çalışıyorum.peki ama neden..

devamını getiremedi çünkü uykusunu bölen ağrı biran için kendini hatırlattı...

saat neredeyse 11:00 olmuştu esnaf yeni gelen malların paketlerini kapı önlerine koymuş olmalıydı.. yılların tecrübesi ile hemen kıvrak hareketlerle kendi sesinden korna yaparak yolları yardırdı gerektiği yerde durdu alması gerekenleri aldı ve gitti.. ama onun için talihsiz, onu bilmeyen biri içinse içten bir olay onun günü geri kalanını tamamlamadan evine geri dönmeye karar verdi.

peki ama ne konuşulmuştu..neydi onun o neşeli hareketlerini söndüren..

gece yatağına yattı.yer ile vücudu arasındaki çarşaf üşümesine engel olmuyordu ama yapacak bir şey yoktu. sonra birden parlak bir fikir geldi aklına.. bir koşu gidip ekmek teknesinin yanında aldı soluğu fazla gürültü yapmadan arabasını çevreleyen ve dik durmasını sağlayan kartonları kaptı yatağına geri dondu. bu sefer yer ile arasında ciddi bir mesafe olmuştu alttan soğuk gelmiyordu ama ya üstü..

onada daha sonra çare bulacaktı.

yine yokuş, yine ilk konteyner ve okulun bahçesi içinde koşturanlar.beyaz yakalar doluydu her yer. o kadar beyaz kıyafeti olmamıştı ilyas ın.

amca saatiniz kaç?
11 e çeyrek var evlat.
amannn geç kaldım!!

yine korna yaptı yine koşturdu koşturdu yılların aşinalığı esnafa yansımıştı.. en sağlam kolileri ilyas için bir köşeye ayırıyor sattığı mala göre de o güler yüzlü çocuğa gönülden kopan armağanlar veriyorlardı...ilyas gururlu çocuktu.. ihtiyacı olanı alır.. olmayanı ise teşekkür ederek geri çevirirdi.midesi değil ama gözü toktu.zeki çocuktu.. o çok sevdiği okulunu kader ona tamamlatmamıştı maalesef.

ve işte gene o kız..

saçlarını hangi suyla yıkadığını çok merak ettiği kız.parlamaktaydı kız.o kıza karsı galiba özel şeyler besliyordu. adını koyamadığı ne koyacağını bilemediği bir şey dürtüyordu. herkes insandı onun gözünde ama o kız bir başkaydı..

çok yorulmuştu bugün.. yaz yavaş yavaş etkisini gösteriyor kan ve ter içinde kalmıştı..bugün kendisine izin verdi. topladığı malları ustam dediği ve ekmek teknesinin ekmeği olan ali rıza ustasına teslim etti, hak edişini aldı gene koşmaya başladı.. bu sefer ki iş için değil kendi için di.

kocaman kocaman gemiler görüyordu ilyas inanamamıştı.. yeditepe istanbul un tepelerinden inemiyordu her istediği zaman.. önemini bilmediği ama varlığına hayran olduğu boğaz kıyısında yürüyüş yaptı..çevresinden görüp kollarını bile sıyırdı teslim etti kendini güneşe.

eve geldi.yer sofrasında ki yerini aldı ve başladı yemeğine.. yemek dedim de çok aç olanlar için ara sıcak kıvamında idi…

o derece..

bugün güzergah değiştirmeye karar verdi. keyfini çıkarıyordu özgürlüğün başka yerden başladı.. bitiş gene aynı olacaktı.olsun du. bir değişiklik iyi gelebilirdi..

ilyas o günün ne derece önemli bir gün olduğunun farkına varmadan yolları aşındırıyordu..

bir çöp tenekesine geldi.durdu..parmak ucuna çıktı.. kapağını açtı ve gözlerine inanamadı..

o kızın saçları güzelliğine en yakın şeyler tam karsısındaydı.bir kutuya baktı bir çevresine..

çöp neydi ihtiyacı olmayan şeylerin atıldığı.. o zaman bunun da ihtiyacı yoktu ona göre.. elini daldırdı çıkardı alabildiğini aldı.. dedik ya gözü toktu. ihtiyacı kadarını aldı…

çok heyecanlandı.. ekmek teknesini altı yıldır kutularını topladığı saffet amcası nın dükkanının yanına bıraktı.. plan yapmalıydı hemen boğaz kıyısına gitti. ılk bulduğu yere oturdu ve plan yaptı.

yapacaktı onu!

önemli olan niyet idi onu da belli edecekti.

o gece kimse ondan uyumasını beklemesin lütfen.

insanların artıklarıyla beslenen evin, artıklarıyla beslenen ve bir köpeğe yakışmasa da çok sevdiği kader isimli köpeğinin havlamasıyla uyandı. saat erkendi ama yolu uzun heyecanı boldu.

kararlıydı bizim ilyas.

zamanlaması mükemmel di ilyas ın.."o şans" o gün onun yanındaydı.. işte o derya kızı az ilerdeydi. neyi nasıl yapacaktı bilemiyordu. tutuldu. adını unutacak oldu.

kararlıydı bizim ilyas

mer..ha..ba!!!
merhaba..


şey
evet.
bunlar senin için.
ilyas o gün hiç olmadığı kadar uzun bir koşu yaptı.kaç kilometre koştuğunu bilmeden ki bilseydi gözü korkardı mesafeden..evine koştu..

heyecandan ölecek gibiydi. hoş aklındakileri söyleyememişti ama vermişti onu ona.

bu gece kimse ilyas tan uyumasını beklemesin..

kader bu sabah biraz huzursuz gibiydi. ilyas sesine uyandı anlam veremedi. az sonra yaşayacağı şokun onu iyice uyandıracağını bilirmişcesine yüzünü tulumbaya tutmadan gözlerini ovuşturarak kapıyı araladı ve hemen kapadı.

yok canım daha neler.

yüzü kızardı vücudunda bir şeylerin ters gittiğini ve onu terlettiğinin farkına vardı.. tansiyon ilyas ın hiç duymadığı bir kelime ama şuan bire bir yaşadığı şey idi.

kapının ardında o vardı
evet o
vallahada billahada o.

günaydın ilyas bu senin için.

ilyas bayılacak gibiydi.
ilyas bayıldı.


ılyas'ı ilk gün üzen ve aniden eve götüren sebep..
ılyas ın çöp kutusundan bulup o kıza verdiği şey
ilyas’a “bu senin için” diye verilen şey..

nedir peki?

hayat o kadar sürprizlerle dolu bir zaman dilimidir ki…

Yaşam Belirtisi

Miroslav Stoch



Fenerbahçe dün ani bir hareketle uzun süredir galatasaray ın ilgilendiği slovak oyuncu miroslav stoch u transfer etti.. 2006 yılında chelsea takımına transfer olduktan sonra 3 sene içerisinde sadece 4 maça çıkan ve genelde reserve takımda oynadıktan sonra geçtiğimiz sezon hollanda ligini şampiyon olarak kapatan twente ye kiralık olarak gitmiş ve attığı 10 gol yaptığı 4 assist ile başarılı bir sezon geçirmişti.

10 Haziran 2010

Melissa Satta

Kumar



hala var mıdır bilmiyorum ama kız isteme merasiminde kullanılan bir cümle vardır.. oğlumuzun içkisi yok, sigarası yok, kumarı yok..

3 büyük kötülük olarak sunulur ve diğer bütün şeyler ya iyidir.. ya da sadece bu üç şey kötüdür..

sigara.. hiç içmedim diyemem ( itiraf.. ) ama toplasan 4 5 tanedir. onun olduğu ortamda bulunmaktan nefret edecek kadar uzak dururum.. onu kullanan arkadaşlarımdan bir anda soğurum...

içki.. yerine göre ve limitine göre tüketildiğinde en güzelidir.. sabah kahvaltısında bira içmek ile, 10 sene sonra görüşülen bir arkadaşla karşılıklı birer bardak bira içmek nasıl farklıysa işte alkolü yerine göre kullanmak o kadar güzeldir.. yeter ki yerdeki düz çizgiden şaşma..

kumar.. sigara içenlere neden içiyosun sorulacak en son sorudur.. dünya'nın en faydalı şeyi olarak görmelerine rağmen onlar da bilmez sebeplerini.. içki dediğim gibi duruma göre en güzelidir en keyiflisidir..

kumar ise yeri geldiği zaman inanılmaz eğlenceli yeri geldiği zaman bir "çökme" yolu.. 2.5 yıldan bu yana Kuzey Kıbrıs'ta yaşıyorum.. yani kumarın yörüngesindeyim.. ilk bir sene adım atmamışken artık pis bi kumarbaz olabildim diyebilirim ama nasıl..

kumar cebindeki son parayla oynanan değil, cebindeki paranın.. hani derler ya yerde bulsan tenezzül etmesin almaya işte o miktarda bir parayla oynanan şans oyunudur.. kimine göre o miktar 10 tl dir.. kimine göre 10.000 eurodur..

bir çok defa yaşamışımdır ki ayın 20sinde ay sonunu getirmeyi başaran biri olarak 10 - 20 tl lik bir bütçe ile 100 - 150 tl kazanmış veya tam tersi bir durumla 150 tl kaybedip 10 tlye muhtaç duruma gelmişimdir... kimseye asla kumarhaneye gitmeyin demem.. o renklerin o seslerin ne kadar can alıcı olduğunu bile bile.. gidin ama yanınıza 2 bira parası alın.. ve şansınızı deneyin.

Mumdan kayıklarla ateşten denizler aşmak


imkansız dememek icin...

Herkesin içinde olduğu bir ümit dünyasında da olsanız hedeften sapmamaktır bazen ask. Gittiğin yol yol değil kardeşim! geri dön azgın sularda boğulmadan denirse bile... geri dönülmez! yolcu yolundan çevrilmez...
seninle aynı yolda olanlarda var! hedefi daha büyük.. inadı inat... diyenlerde çıkabilir o umut yolculuğunda.. bilmek gerekir ki hayat denen bu zalim yolda engeller herkes içindir hedefe ulaşmak ise bir kişi için! o yüzdendirki yolcu yolundan çevrilmez...
Aşka kavusmak için ateşten yolları göze aldın be mecnun kişi peki ya bu kayık! bu kayıkla mı geçiceksin.. bu mumdan! kayıkla mı geçiceksin cehennem ateşinden.. diyenler olucaktır... bilmeleri gerekir ki aşık olan adam mumdan kayığıyla ateşe de girer kayıgı eridiği anda yoluna yüzerek devam eder.
çünkü o ateş, aşk ateşinin yanında....önemsizdir.

9 Haziran 2010

Lyon un vardır bir bildiği



Aldığı oyuncuları kısa süre içerisinde fahiş fiyatlarla satan 2 takım ön plandadır.. biri lyon diğer porto.. işte bunlardan lyon yeni bir forvet oyuncusu transfer etti.. rennes takımından 23 yaşındaki Jimmy Briand.. wikipedia ye göre oyuncu 169 maçta 33 gol atmış ki fransa gibi bol golün atıldığı bir ligde pek bi az gerçi bizler hala yılda 5 gol atan mustafa özkan'ı golcü, 3 kafa golü atan veysel cihan ı pivot santrafor ilan eden neslin evlatlarıyız ama işte konu lyon olunca vardır bir bildiği diyor ve kendisini lisandro lopez in yanına alıyoruz..

bir anlık dikkatsizlik


cana gelmesin de mala gelsin sözünü ilk bulan acaba 400bin euro değerinde bir arabanın kaza yapma ihtimalini de düşünmüş müydü..

italya da yeni evlenmiş bir çift düğün sonrası partiye giderken saatliğini 1000 tl ye kiraladıkları ferrari yi direğe geçiriyor ve sonuç fotoda..

zararın ne kadar olduğu sanayi işçiliği olmayan bir model için üst seviyelerde olmalı.

mutluluklar diliyoruz kendilerine!

Onlar yoksa biz de yokuz


Dünya Kupası'na artık gerçekten sayılı günler hatta saatler kala takımlar son maçlarını son antremanlarını yapıyor ve tabiki bazı haberlerde keyif kaçırmıyor değil.. son gelen haberlere göre drogba ve robben takımlarının ilk turdaki maçlarında oynayamayacaklar.. robben in yokluğu hollandanın atacağı toplam golden 2 3 tanesini etkiler.. ama drogba nın olmayaşı belki fildişini tümden etkiler ve grubu son sırada bitirmeye kadar götürebilir..

bir çoğumuzun hem fikir olacağı gibi bu dünya kupası aslında messi - ronaldo savaşına kadar gidebilir. yani onlar için bu kupa izlenecek onların karşı karşıya gelmesi beklenecek..

biz ise elimizde cips kola, slovakya, danimarka gibi "vasat" ülkeleri görüp görüp ah ulen biz de burda olabilirdik diyeceğiz..

8 Haziran 2010

Championship Manager


pc oyunlarına karşı her zaman bir önyargım olmuştur.. ilk olarak sega ile başladım ekrana bakıp mutlu olma modülüne.. alex kidd idi ordaki adım.. dağ tepe dolaştık durduk..sonra hızlı bir yükselişle fifa 99 serisine bağladım kendimi.. yanlış olmasın ama sanıyorum 2 - 3 sene pc de bir word dosyası bile açmadan oynadım bu oyunu.. en sevdiğim şey ise bir ligi pcye oynatıp ortaya cıkan istatistikleri not etmekti.. acayip keyif alırdım bundan.. sonra birden nasıl olduysa championshio manager 2001 - 2001 sezonu ile tanıştım.. yani diğer adıyla cm 3.

bu oyunu oynamaya başladığımda 22 yaşındaydım.. şuan 28 yaşındayım ve oynamakta olduğum dosya da dün gece itibari ile geldiğim sezon inanılması güç ama 2123 - 2124 yılı..

bir diğer deyişle.. tam 117 yıldır aynı takımla mücadele diyorum.. yaptığım araştırmada bir benzerini görmedim.. bir ara daha detaylı rakamlar ve görüntülerle gelirim karşınıza ( bu arada kimin karşısına olacak bu çok merak ediyorum.. )

tam 5 yıldır aynı dosyayı yüklüyorum ben... 2 ülke değiştirdim ( türkiye - kuzey kıbrıs ) 4 ev değiştirdim... hala oynuyorum... hala oynuyorum..

Kermit Erasmus?


yaklaşık 6 yıldır bir sözlükte yazarım.. sözlük nedir orada yazar olmak nedir konusuna girmeyeceğim zira başım çok ağrıyor..

bu sözlükte zaman zaman kendimi wonderkid avcısına bürünürken görüyorum ve ilgili olduğum hatta çok sevdiğim futbolda yaşı 18 den büyük olmayan futbolcuları bulup başlığını açmaya deyim yerindeyse bayılıyorum... bunlardan biri de bu yazıya konu başlığında yer bulan kermit erasmus.. bu adama acayip güveniyorum. şuan 19 yaşında ve hiç de kötü olmayan bir performans ile adını benden başkalarına da duyuruyor..

ileri de bir messi olmaz belki ama türk transfer pazarında en az bir marcello gallardo veya kevin kuranyi kadar yer etmesini bekliyorum..

adı: kermit erasmus
doğum tarihi: 8 temmuz 1990
oynadığı takım: feyenord
mevkii: forvet.

The Expendables

1980 gençliğine sorsanız "hollywood un vurdulu kırdılı filmlerinde rol alan aktörlerden 5 tanesini sayın" o 5'in içerisinden en az 3 tanesi bu filmde oynuyor.

sylvester stallone gider ayak! bir filme daha imza atıyor ve yamuk ağızdan çıkabilecek en güzel gülümsemesi ile bir kez daha action diyor..


şimdi.. 5 isim tahmin ettiyseniz ne kadarını bildiğinizin cevabı bu linkte. http://www.imdb.com/title/tt1320253/

iyi seyirler

Merhaba!

kime neden yazıyorum düşüncelerine dalmadan yakında bir yolunu bulup bu blog'u okunur hale getirebilmekten başka bir amaç taşımıyorum.

allah bana çirkin şansı versin.