11 Haziran 2010

Çöp içinden çıkan hayat


çöp..

adı ilyas, yaşı bilinmiyor. balık değil puluna bakarak sayalım..ağaç değil gövdesindeki halkaları sayalım.. yüzü bile gülmüyor ki dişlerini görüp ona göre sayalım..

"o günden" beri her sabah yaptığı gibi arabasını kattı önüne, insanlar ekmek teknesine yol alırken o ekmek teknesi ni önüne kattığı gibi, bir içim su olan şehrin sabah güzelliğinde kendisi için "yeni" çöp arayışına başlamıştı..ilk durağı her zaman ki gibi evlerinden iki yokuş ileride olan ilköğretim okulunun yanında ki konteynerlerdi..yıllardır buraya aynı saatte gelir ama işine yarar bir parça henüz bulamamıştı...

kısa bir sessizlik ve o ses

türküm, doğruyum, çalışkanım..

bu konuşmaları her gün duymuyordu ama her hafta aynı saatte duyuyor kimi zaman basına yetişiyor kimi zaman bitişine ama ne kızın sesiydi onu orda bekleten, nede hiç bir zaman içinde olamadığı üniformanın çekiciliği idi onu etkileyen..

içinden aynen su cümleyi geçirdi..ben de türküm,ben de doğruyum ben de her sabah çalışıyorum.peki ama neden..

devamını getiremedi çünkü uykusunu bölen ağrı biran için kendini hatırlattı...

saat neredeyse 11:00 olmuştu esnaf yeni gelen malların paketlerini kapı önlerine koymuş olmalıydı.. yılların tecrübesi ile hemen kıvrak hareketlerle kendi sesinden korna yaparak yolları yardırdı gerektiği yerde durdu alması gerekenleri aldı ve gitti.. ama onun için talihsiz, onu bilmeyen biri içinse içten bir olay onun günü geri kalanını tamamlamadan evine geri dönmeye karar verdi.

peki ama ne konuşulmuştu..neydi onun o neşeli hareketlerini söndüren..

gece yatağına yattı.yer ile vücudu arasındaki çarşaf üşümesine engel olmuyordu ama yapacak bir şey yoktu. sonra birden parlak bir fikir geldi aklına.. bir koşu gidip ekmek teknesinin yanında aldı soluğu fazla gürültü yapmadan arabasını çevreleyen ve dik durmasını sağlayan kartonları kaptı yatağına geri dondu. bu sefer yer ile arasında ciddi bir mesafe olmuştu alttan soğuk gelmiyordu ama ya üstü..

onada daha sonra çare bulacaktı.

yine yokuş, yine ilk konteyner ve okulun bahçesi içinde koşturanlar.beyaz yakalar doluydu her yer. o kadar beyaz kıyafeti olmamıştı ilyas ın.

amca saatiniz kaç?
11 e çeyrek var evlat.
amannn geç kaldım!!

yine korna yaptı yine koşturdu koşturdu yılların aşinalığı esnafa yansımıştı.. en sağlam kolileri ilyas için bir köşeye ayırıyor sattığı mala göre de o güler yüzlü çocuğa gönülden kopan armağanlar veriyorlardı...ilyas gururlu çocuktu.. ihtiyacı olanı alır.. olmayanı ise teşekkür ederek geri çevirirdi.midesi değil ama gözü toktu.zeki çocuktu.. o çok sevdiği okulunu kader ona tamamlatmamıştı maalesef.

ve işte gene o kız..

saçlarını hangi suyla yıkadığını çok merak ettiği kız.parlamaktaydı kız.o kıza karsı galiba özel şeyler besliyordu. adını koyamadığı ne koyacağını bilemediği bir şey dürtüyordu. herkes insandı onun gözünde ama o kız bir başkaydı..

çok yorulmuştu bugün.. yaz yavaş yavaş etkisini gösteriyor kan ve ter içinde kalmıştı..bugün kendisine izin verdi. topladığı malları ustam dediği ve ekmek teknesinin ekmeği olan ali rıza ustasına teslim etti, hak edişini aldı gene koşmaya başladı.. bu sefer ki iş için değil kendi için di.

kocaman kocaman gemiler görüyordu ilyas inanamamıştı.. yeditepe istanbul un tepelerinden inemiyordu her istediği zaman.. önemini bilmediği ama varlığına hayran olduğu boğaz kıyısında yürüyüş yaptı..çevresinden görüp kollarını bile sıyırdı teslim etti kendini güneşe.

eve geldi.yer sofrasında ki yerini aldı ve başladı yemeğine.. yemek dedim de çok aç olanlar için ara sıcak kıvamında idi…

o derece..

bugün güzergah değiştirmeye karar verdi. keyfini çıkarıyordu özgürlüğün başka yerden başladı.. bitiş gene aynı olacaktı.olsun du. bir değişiklik iyi gelebilirdi..

ilyas o günün ne derece önemli bir gün olduğunun farkına varmadan yolları aşındırıyordu..

bir çöp tenekesine geldi.durdu..parmak ucuna çıktı.. kapağını açtı ve gözlerine inanamadı..

o kızın saçları güzelliğine en yakın şeyler tam karsısındaydı.bir kutuya baktı bir çevresine..

çöp neydi ihtiyacı olmayan şeylerin atıldığı.. o zaman bunun da ihtiyacı yoktu ona göre.. elini daldırdı çıkardı alabildiğini aldı.. dedik ya gözü toktu. ihtiyacı kadarını aldı…

çok heyecanlandı.. ekmek teknesini altı yıldır kutularını topladığı saffet amcası nın dükkanının yanına bıraktı.. plan yapmalıydı hemen boğaz kıyısına gitti. ılk bulduğu yere oturdu ve plan yaptı.

yapacaktı onu!

önemli olan niyet idi onu da belli edecekti.

o gece kimse ondan uyumasını beklemesin lütfen.

insanların artıklarıyla beslenen evin, artıklarıyla beslenen ve bir köpeğe yakışmasa da çok sevdiği kader isimli köpeğinin havlamasıyla uyandı. saat erkendi ama yolu uzun heyecanı boldu.

kararlıydı bizim ilyas.

zamanlaması mükemmel di ilyas ın.."o şans" o gün onun yanındaydı.. işte o derya kızı az ilerdeydi. neyi nasıl yapacaktı bilemiyordu. tutuldu. adını unutacak oldu.

kararlıydı bizim ilyas

mer..ha..ba!!!
merhaba..


şey
evet.
bunlar senin için.
ilyas o gün hiç olmadığı kadar uzun bir koşu yaptı.kaç kilometre koştuğunu bilmeden ki bilseydi gözü korkardı mesafeden..evine koştu..

heyecandan ölecek gibiydi. hoş aklındakileri söyleyememişti ama vermişti onu ona.

bu gece kimse ilyas tan uyumasını beklemesin..

kader bu sabah biraz huzursuz gibiydi. ilyas sesine uyandı anlam veremedi. az sonra yaşayacağı şokun onu iyice uyandıracağını bilirmişcesine yüzünü tulumbaya tutmadan gözlerini ovuşturarak kapıyı araladı ve hemen kapadı.

yok canım daha neler.

yüzü kızardı vücudunda bir şeylerin ters gittiğini ve onu terlettiğinin farkına vardı.. tansiyon ilyas ın hiç duymadığı bir kelime ama şuan bire bir yaşadığı şey idi.

kapının ardında o vardı
evet o
vallahada billahada o.

günaydın ilyas bu senin için.

ilyas bayılacak gibiydi.
ilyas bayıldı.


ılyas'ı ilk gün üzen ve aniden eve götüren sebep..
ılyas ın çöp kutusundan bulup o kıza verdiği şey
ilyas’a “bu senin için” diye verilen şey..

nedir peki?

hayat o kadar sürprizlerle dolu bir zaman dilimidir ki…

Hiç yorum yok: